Cinsellik 4 ANDROPOZ


Kadın cinsel hormonu belli bir yaştan sonra sıfıra iniyor ve menopoz denilen bu durum ortaya çıkmaktadır. Erkekte de belli bir yaştan sonra hormon seviyelerinde bir değişiklik söz konusudur. 45-50 yaşından itibaren erkeklik hormonu olan testosteron yanında böbreküstü bezinden salgılanan aynı yapıdaki hormonlar devamlı bir düşüş gösteriyorlar, ama hiç bir zaman bu seviye, ileri yaşta bile, sıfır olmuyor.
'"Andropoz'"olarak da adlandırılan bu durum, cinsel fonksiyonun gerilemesi yanında, cinsel arzu ve zihinsel fonksiyonlarda da düşmeye neden oluyor. Ayrıca yorgunluk hali ve uyku problemleri duygusal değişiklikler, iktidarsızlık, depresyon, cinsel güç azalması, osteoporoz, meni kalitesi ve kaslarda olumsuz etkiler, yine erkeklik/androjen hormonlarının eksikliği, vücut yapısı değişikliğine sebep olarak bilhassa karında 10-15 kg yağ tutulmasına yol açıyor.
Ortalama yaşam süresi uzadığı için yaşlanmaya bağlı sorunların artacağı ve andropoza bağlı problemlerin artması, geliştirilen tedavi yöntemleri dikkat çekiyor.

Türkiye 'de 40 ile 70 yaş arasındaki erkeklerin yüzde 52'sinde cinsel performansta ve istekte azalma olduğu, ancak doktor başvurusunun azlığına bağlı bu rakamların gerçeğin oldukça altında kaldığı tahmin edilmektedir.
Tüm bu bulguları özetlersek erkeklerde ilerleyen yaşa bağlı görülen fiziksel ve zihinsel değişikliklerin, androjen hormonlarının azalmasıyla birlikte bir klinik tabloya dönüşmesidir. Bu klinik tablo şu belirtileri içerir:
1. Seksüel fonksiyon ve istek azalması, özellikle sabah ereksiyonlarının kalitesinde düşme,
2. Entelektüel kapasitede azalma, konsantrasyon kaybı, yorgunluk, kızgınlık ve depresyon,
3. Kas kitlesinde ve gücünde belirgin azalma,
4. Kemik mineral yoğunluğunda azalma (osteoporoz),
5. Organ yağlanmasında artış.
Andropoz terimi yaygın kullanımına rağmen çok doğru bir tanımlama değildir. Kadınlarda menopozla birlikte üreme özellikleri tamamen ve akut olarak bitmesine karşın, erkeklerde üreme kapasitesi ilerleyen yaşa rağmen devam edebilir. Bu bağlamda "yaşlanan erkeklerde androjen eksikliği 'andropoz'a göre daha doğru bir tanımdır.
39- 70 yaşları arasındaki erkeklerde, serum serbest testosteron seviyelerinin yılda yaklaşık %.1.2 oranında düştüğü gösterilmiştir.
65 yaş üstü erkeklerin yaklaşık %25-50'sinde biyo-yararlanılabilir testosteron düzeylerinde düşüş gerçekleşmekte ve androjen replasman (eksik hormonun yerine dışarıdan yapay olanı verme) tedavisi gerektirecek belirtiler ortaya çıkmaktadır. Elbette yaştan bağımsız olarak, genetik bozukluklar, şişmanlık, çeşitli hormonal dengesizlikler (büyüme hormonu, tiroid hormonları, insülin), alkol, stres ve kronik hastalıklar da kan testosteron düzeylerinde düşmeye sebep olabilmektedir

Erkeklerde “40 Yaş Sendromu” Var Mıdır?

Erkekte fiziksel olarak "40 Yaş sendromu" diye bir şey söz konusu değildir. Aksine 40 yaş erkeği cinsel, duygusal ve zihinsel açıdan en verimli çağını yaşar. Bu nedenle 40 yaşına gelen erkeğin cinsel açıdan bitmiş olduğuna ilişkin kanı son derece hatalıdır. Fiziksel ve zihinsel açıdan en sağlıklı dönemini yaşayan erkek bu iki olumlu faktörün birleşimi sonucunda her konuda kolay başarı sağlar. Öte yandan toplumdaki "40'ından sonra azanı teneşir paklar" türünden yaklaşımlarla erkekliğinin bittiği ve artık yavaşlaması gerektiği yönündeki ima ve baskılar tam tersi yönde kendini gerekli gereksiz ispatlama çabalarına da dönüşebilir. Aşırı derecede cinsel istekle birleşen bu baskılar sonucu 40 yaş civarında erkeğin cinsel arayışları daha da yoğunlaşabilir. Bu yaşlarda fiziksel görüntüsüyle de çekiciliğinin zirvesinde olan erkeğin performans kaygısına kapılmadan hayatının bu altın döneminin tadını çıkarması mümkündür.
 40'lı yaşlarda zirvede olan erkekler 50'li yaşlara geldiklerinde biyolojik saatleri alarm vermeye başlar.
Kalp, şeker, yüksek tansiyon gibi bir çok sistemik hastalık bu dönemin henüz başlarındayken sinyallerini vermeye başlar. Bununla birlikte 50'sinden sonra erkeklerin sperm sayısında belirgin bir azalma olur ancak bu, çocuk sahibi olamayacaklarını göstermez. Menopoz dönemiyle birlikte doğurganlıkları sonlanan kadınların aksine birçok erkek hayatının sonuna kadar baba olma şansını kaybetmez. Burada söz konusu olan yaşla birlikte sperm sayısının azalmasıdır. Yine bu dönemde kilo fazlalığı, kolesterol, iş ve özel yaşamdaki problemlerle depresyon gibi olumsuzluklar da erkekte bu dönemde yaşam kalitesinin düşmesine neden olan faktörlerdir.

Andropos Erkekte Kaç Yaşında Başlar?

Andropoz tam olarak 60'lı yaşlarda başlar. Bu yaşa kadar normal cinsel aktivitesini sürdürebilen erkek bu dönemde sertleşme ya da sertleşmenin sürdürülmesi konusunda zorluklar yaşamaya başlar. Bu sorunlara cinsel istekte ve menide azalma da eşlik eder. Bu dönemde damar hastalıkları ve genel doku yaşlanmaları da olduğu için bütün bunlar bir anlamda sadece testosteron eksikliğine bağlanamaz, yüzde 90'ı yaşlanmanın doğal bir sonucudur. Buna testosteron seviyesindeki azalmanın etkisi yalnızca yüzde 10 civarındadır. Ancak yine de aktif bir biçimde cinsel hayatını devam ettirmek isteyen erkekler için bugün modern tıp çeşitli çözümler sunmaktadır.
 İlaçlar duruma göre bu konuda oldukça etkili çözümler sunabilir. Bütün bunların yanı sıra erkeğin genel sağlık durumu bu dönemdeki cinsel performansını etkiler. Sağlıklı ve mutlu bir erkekte bu tip şikayetlerin hiç görülmeyebileceği unutulmamalıdır. Bir çok erkek iş yaşamının getirdiği stresten uzaklaştığı, evlilik içi çatışmaların uzlaşmaya dönüştüğü bu dönemde azalan cinsel performansa rağmen ciddi bir sağlık sorunu olmadığı takdirde en huzurlu ve dingin yıllarını yaşayabilir.

Andropoz Erkekliği Bitirir Mi?

60'lı yaşlarda erkeklerin yaşadıkları bazı fiziksel ve ruhsal sorunlara yol açan andropozun en çok konuşulan etkisi cinsel güçteki azalmadır.Andropoz genelde erkeklerin pek adını ağızlarına almadıkları bir konu. Bunun başlıca sebebi, andropozun erkeklerin korkulu rüyası olan cinsel güçte azalmaya yol açması. Erkekler genel olarak fiziksel ve psikolojik sorunları ile ilgili özel şeyler konuşmaktan hoşlanmazlar, çünkü çoğu zaman bir sorun yaşamalarının zayıflık işareti olduğunu düşünürler. Andropozun özellikle konuşulmamasının nedeni, erkeklerin cinsel gücünde gerçekleşen azalma olmasına rağmen, andropoz sanıldığı gibi korkulacak bir durum değil, aslında hayatı yeniden keşfetmek için büyük bir fırsat.
Andropozu, basit olarak 60 yaşından itibaren erkeklik hormonundaki azalmaya bağlı olarak erkeklerin yaşadıkları fiziksel ve psikolojik bazı sorunlar olarak tanımlayabiliriz. Genel olarak andropozun bilinen ve en çok konuşulan etkisi cinsel güçteki azalmadır. Andropozun olumsuz etkisi sadece cinsel güçteki azalma değildir, andropoz ayrıca fiziksel güçte kayıp, olumsuz duygu durumu ve yaşam enerjisininde azalma gibi sorunlarada yol açar. Yaşlılığın ortaya çıkarttığı bir takım sorunların yanı sıra andropoz daha çok ruhsal açıdan kişinin kendisini güçsüz hissetmesi, depresif bir ruh hali içine girmesinde de etkili olur ki; bu durum kişinin yaşlandıkça hayattan kopmasıyla yakından ilgilidir. Hayatının merkezinde cinsel yaşamı olan, kendisini penisinin varlığı ile bütünleştirmiş bir erkeğin yaşlanınca cinsel güç kaybına uğradığını düşünmesi elbette çok normaldir. Andropoz hayata cinsellik penceresinden bakan bir insan için tam bir felakettir aslında.

 Yaşlılığın Cinsel Fonksiyonlara Ve Cinsel Güce Etkisi Nedir?

Cinsellik yaşamın başından sonuna kadar insanın hayatını etkileyen, insanın yaşamını renklendiren bir olgudur. İnsan, yaşamı boyunca farklı yaş dönemlerinde cinselliği farklı farklı yaşar, bu son derece normal bir durumdur. Tüm yaşamı boyunca cinselliği mekanik bir davranış olarak algılayan bir erkeğin gençlik yıllarında yaşadığı cinselliği yaşlanınca aynı şekilde yaşamak istemesi andropozun yarattığı fiziksel sorunların büyümesine ve problemlerin artmasına yol açar. Eski günlere özlem duyarak, insanın yaşlandığında yeni vücut yapısına uygun bir şekilde cinsellik yaşamak yerine, cinselliği hayatından çıkarıp atması yanlış bir davranıştır. Seksiz bir yaşam düşünmek, hele hele insanın hayatın insani yönlerine en çok ihtiyaç duyduğu yaşlılık dönemlerinde cinselliği hayatından atmak istemesi yaşama küsmekten başka bir şey değildir. Massachusetts Andropoz Araştırmaları olarak bilinen çalışmalar, 60 yaş ve üzerindeki pek çok erkeğin cinsel arzuları olduğunu ve cinsel açıdan aktif olduklarını ortaya çıkartmıştır.
Sonuçlar insanların yaşlandıkça, cinsel arzuların ve düşüncelerin sıklığı ile cinsel içerikli rüyaların miktarının azaldığını gösterirken cinsel tatmin de herhangi bir değişiklik olmadığını ortaya çıkartmıştır. Genelde erkekler yaşlandıkça tam ereksiyona ulaşmak için daha çok zamana ve penislerinin doğrudan uyarılmasına ihtiyaç duyarlar, ayrıca orgazm genç erkeklere göre yaşlı erkeklerde daha zayıftır ve kısadır. Bu gibi fiziksel bazı düşüşler nedeniyle, cinsel tatminin yaşlılıkla birlikte azaldığı düşünülsede, yaşlı insanlar daha az cinsel ilişkiye girdikleri için bu bir algı yanılgısıdır, tam tersine cinsel tatminin kalitesi yaşla birlikte bir miktar artar; çünkü yaş cinsellik konusunda tecrübe kazanılmasını sağlar. Önemli olan yaşın getirdiği değişiklikleri kabullenmek ve hayatı gerektiği gibi yaşamaktır. Andropoz elbette erkeklerin cinsel gücünü olumsuz yönde etkiler, ancak bu olumsuzluğun artmasına yol açan en önemli sebep insanların cinselliğe olan bakış açılarıdır. Andropoz, erkekleri cinselliği olmayan bir varlık haline getirmez, hele hele andropoz nedeniyle sekssiz yaşamaktan bahsetmek son derece yanlıştır.

Andropoz Erkekte Cinsel Yaşamın Sonu Mu?

Erkeklik cinsellikle başlamadığı gibi cinsellikle de bitmez. Cinsellik yaşamın her döneminde olması gerektiği kadar insanın hayatında olmalıdır. Gençlik yıllarını erkek olmak için, erkekliğini ispatlamak için heba eden insanlar yaşlandıklarında hayatlarını doyasıya yaşamak adına partnerleriyle gönüllerince sevişmeyeceklerse, ne zaman hayatın tadına varabilirler ki? Herkes kendince cinselliğini sonuna kadar yaşamalıdır, ister 60 yaşında olsun, isterse 90.